Ramazan ayının güzelliklerini yaşamanın mutluluğu ile Ramazan Bayramını, halk deyimiyle şeker bayramını karşıladık...
Ama,
Hain eller bu mübarek bayramı Gaziantep'te kanlı bayrama dönüştürdü...
Bu yazıyı yazarken çok sinirli ve çok üzüntülüydüm. Hemen yayınlansın istemedim.
Ben bir Gaziantepli'yim. Çocukluğum, gençliğim Gaziantep'te geçti.
Çok yer gezdim gördüm yaşadım.
Çocuk yaşta başladığım gazetecilik mesleğine defalarca terör bölgelerine gittim, geldim.
Terörün en kötü zamanlarında bile Gaziantep' te böyle bir katliam yaşanmadı.
Gaziantep büyük, modern ve sanayi şehri...
Bu harika Gazi şehirde Türk'ü, Alevi'si, Kürt'ü bir arada yaşamakta..
Doğu'dan ve özellikle Güneydoğu'dan büyük göç alan bir şehirdir Gaziantep...
Güneydoğu'dan terörden kaçarak Gaziantep'e yerleşmiş burada iş, ev ve kariyer sahibi olmuş insanlarımız var.
Birçok Diyarbakırlı, Urfalı, Mardinli, Siirtli, Muşlu, Kürt kökenli insanlar gelerek büyük fabrikalar kurmuş işadamı olarak saygın bir isim
kazanmışlardır.
Memleketim Gaziantep'te hiçbir zaman Kürt, Alevi, Sunni ayrımı olmamıştır.
Her zaman elbirliği ve şehrin gelişimi ile ilgili projelerde birlikte adımlar atılmıştır.
Şimdi gelelim gerçeğe.. Hiç kimsenin değinmediği gerçeğe..
Suriye'deki insanlar Amerika'nın oyunuyla gaza gelip muhalif oldular. Ama olan yine Suriyeli vatandaşa oldu.
Suriyeli'lerden vazgeçtim!.. Şimdi olan kimlere mi olacak?
Bizlere tabii ki...
Mülteciler dünyanın her yerine sığınır. Ama nasıl sığınır!
Tel örgülerle kampa alınır. Dışarı çıkarken veya girerken, pasaport işlemi gibi kimlik kontrolleri yapılır.
Her yönden zarar getirmeyecek şekilde ıslah edilmeye çalışılır.
Ama bizlerde öylemi...
Suriye'nin "sığınmacı" vatandaşını Gaziantep'e ve ilçelerinde yerleştirdiler olanlar oldu!..
Başta Gaziantep merkez il ve ilçelere yerleştirilen Suriyelilerin gelişiyle birlikte halk tedirgin olmaya başladı.
Bu risk her geçen gün büyüdü.
Çünkü, Suriyeli mültecileri halkın arasına, öğrenci yurtlarına, lojmanların yanına, kısacası şehrin her yerine yerleştirilmesi yetmedi, resmen ortalığa salıverildiler..
Suriye'den gelen hırsızı,arsızı, terörüstü, casusu şehir ve kasabalarda cirit atmaya başladı.
Bu da yetmiyormuş gibi; ezilmiş aç kalmış garibanlar görüntüsünü aşıp, halkı söğüşlemeye insanları rahatsız etmeye ve izinsiz evlere dalmaya başladılar.
Günlerdir başımıza gelecekleri hissederek yaşıyorduk.
Arkadaşlarla sohbet ederken sürekli Gaziantep'te ve çevresindeki sıkıntıları dile getirdim.
"Suriyeliler yüzünden bu şehirde her an herşey olabilir" dedim.
Risk altında olduğumuzu bellirtim.
Bayramın birinci günü gazeteci arkadaşım Nurten Ertul ile de bu konuyu konuştuk.
Ne yazık ki haklı çıktım. Korktuğum başıma geldi..
Bayramda şehir kana bulandı ve bu durum Gaziantep halkını derinden yaraladı.
Aileler, çocuklar, babalar, anneler, dostlar, akrabalar perişan oldu.
Bayram katliama dönüştü..
Kucaklaşmalar ağıtlara gözyaşlarına bıraktı yerini..
Fatura dokuz ölü altmışdört yaralı.
Sonunu düşünmeden kucak açılan Suriyeli sığınmacıların faturasıdır bu!..
Bunun adını terör koyup hemen suçlayacak insanları bulduk. Kürtleri suçladık..
Aslında dış güçler oyunlarını harekete geçirmişlerdi..
Tek kelimeyle Büyük Orta Doğu savaşı Türkiye'de ilk kıvılcımını Antep'te verdi.
Devletin yetkilileri çıktı konuştu:
Gazi şehrimiz böyle olaylara fırsat vermez.
Günaydın...
Bu fırsatı veren sizler oldunuz. Gazi şehir Antep'e Suriyelileri getirerek başlarına belayı siz sardınız.
Vatandaş isyan ederek devlet yetkililerine sesleniyor.
Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlar vs..yetkililer Suriyeli mültecileri lütfen kendi konutlarının yanına yerleştirsinler.
Risk almak o kadar kolay değil. Binlerce insanı buralarda riske atmaya kimsenin hakkı yok.
Gaziantep insanı perişan ve sıkıntılı.
Terör her an her yerde olabilir. Savaş çıkabilir korkusu yaşıyor insanlarımız..
Gaziantepli vatandaş tepkisini gösterdi..
Gaziantepliler; "Amerika'nın oyununa gelmeyeceğiz. Bu topraklar kolay kazanılmadı." diye haykırdı...
"Bu ülke bu kadar ucuz ve dış güçlerin oyununa gelerek verilmeyeceğini herkes bilsin" diyerek tavırlarını gösterdiler.
Bunu anlamak, bu feryatları iyi okumak lazım !...
Artık millet olarak uyanıp birlik beraberlik içerisinde bu topraklara sahiplenme zamanı geldi ve geçiyor bile..
Yarın herşey geç olabilir..
Ben her zaman şuna inanıyorum,
TÜRK MİLLETİ, ASİLDİR.. DAMARLARINDA ASİL KAN VARDIR.
TOPRAKLARIMIZ KOLAY KAZANILMADI..ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKMAK HEPİMİZİN GÖREVİ..