Duygularımızın duyduğu kadardır düşüncelerimiz, kalbimiz olmadan eksiktir beynimiz ve beynimizin içindeki fikirlerimiz..

Kalpli insanlar olmaktan uzağa düşmüş ve kalıplı insanlar olmuşuz biz…

Monoton ve klişe yaşamların eşiğine düşmüş, kurulmuş bir guguk saati gibi hayatın akrep ve yelkovanına esir olmuşuz…

Zaman eşkiyası tutsak almış bizi, kısacık bir dilim dediğimiz şu Dünya’da…

Takvim yapraklarından azade bir hayata merhaba demeliyiz…

Zaman biz olmalıyız hayatın içinde, kendimize zaman ayırmalı ve zamanımıza sahip olmalıyız..

Yaşam şartları ve şartlandırmalarını söyleyeceksiniz bana , mecburuz ya ekmek parası karın tokluğu yaşam standartları adına bu çarkın içinde farkında olsak bile çark etmemiz gerekiyor, diyeceksiniz belkide..

Hayır diyeceğim haykıracağım size , ne kadar entegre olmuşsanız, bu hayatın girdabına ne kadar saplanmışsanız bu bataklığa o kadar boğulmaktasınız diyeceğim..

Kurtulun, askılardan ve asalaklıklardan, bir durun hayat selinin sürüklediği yerde. Bir durun ve düşünün…!

Nereden gelip nereye gittiğinizi  düşünün, ölüme yaklaşın biraz. Koyun kendinizi musallaya ve düşünün hayal olarak bir tabutun içindeymiş gibisine o yumuşacık kanepelerinizde ve söndürün ışıkları bütün dünyanın karanlığına
 bırakın kendinizi…

Ölümün varlığını düşünüp hayal ettiğiniz zaman, bu yaşama çabası için yaşamı yaşanmaz kılışınızdaki farkı göreceksiniz..

Ölüm ile yaşam arasında yaşamaya çalışan bizler, yaşamak için ölürcesine koşturduğumuzun farkına varalım artık..

Tembelleşelim demiyorum , temelimizden bağlandığımız yaşama bir kat daha çıkarak onun ne için ve neden olduğunu anlayalım…

Bir eşşeğin misali, hayat semerini taşımaktan usanmadan gitmek yerine,  insanca bu yükün altına girelim ama , sırtımızın ezilmişliğinin içinde kalbimizin doymuşluğuna ulaşarak..

Varlığımızın sebebinde varlık bularak çalışalım, darlıklarımıza sabır edip, olana şükredelim ve nefesimizin kıymetini bilerek yaşayalım…

Yaşam bir eziyet olmasın bizlere , meziyet olsun, memnuniyet  olsun memnu- niyet (yalan niyet) değil, yaşamışlığımızdaki sevinçlerimiz..

Yaşamak, yaşadığını ve yaşlandığını anlayarak..

Yaşamak ölümü kucaklayarak …

Yaşamak ağlayarak boncuk boncuk ..

Ve yaşamak gülümseyerek…

Yaş Yaşamaz, Yürekler Yaşar… Yüreklerimizi olgunlaştırarak, hayatın oyunundaki oyuncu değil, hayatın oyunundaki  yönetmen olabilelim..